[ad_1]

TCMB: Parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek adımlar atılmaya devam edilecek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), para Politikası Kurulu toplantı özetini yayımladı. Özette, kurulun, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceği ve ilave tedbirlerin devreye alınacağı kaydedildi.

Metinde bu çerçevede, Liralaşma Stratejisi kapsamında uygulanmakta olan Türk lirası mevduata dönüşümü teşvik eden hedeflerin tamamlanmış olup bankaların yabancı para mevduatları için tesis edilen mecburi karşılıklara uygulanan komisyon oranlarının yıl sonundan itibaren yalnız Türk lirası mevduatın payına ilişkin belirlenen hedeflere gore farklılaştırılacağı açıklandı.

Özette enflasyon gelişmeleriyle ilgili, “Tüketici tutarları ekim ayında yüzde 3,54 oranında yükselmiş, senelik enflasyon 2,06 puan artışla yüzde 85,51 olarak gerçekleşmiştir. Bu zamanda, senelik enflasyon enerji ile alkollü içecekler, tütün mamülleri ve altın gruplarında gerilerken, gıdada daha belirgin olmak suretiyle öteki gruplarda terfi etmiştir. Besin grubunda genele yayılan fiyat artışları izlenirken, taze meyve ve sebze fiyatlarındaki yükseliş ekim ayında devam ederek grup enflasyonunun artışında öne çıkmıştır. Temel mal grubunda senelik enflasyon tüm alt gruplarda yükselmiş, yeni sürem geçişinin yaşandığı giyim ve ayakkabı alt grubunda senelik enflasyondaki artışın öteki alt gruplara kıyasla daha sınırı olan olduğu gözlenmiştir. Hizmetler grubu enflasyonunda kira ile beraber akaryakıt fiyatlarındaki gelişmelere paralel olarak ulaştırma hizmetleri öne çıkmıştır. Akaryakıt ve şebeke suyu fiyatlarında gerçekleşen artışlara karşın enerji grubunda senelik enflasyon düşüş sergilemiştir. Son aylarda bir miktar gerilemekle beraber hala yüksek seyreden küresel organik gaz tutarları yurt içi enerji fiyatlarını negatif etkilemeye devam etmiştir. Nitekim elektrik üretimi ve gaz imalatı sektörlerinin katkısıyla, yurt içi üretici fiyatlarındaki artış ekim ayında sürmüştür. Bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle B ve C göstergelerinin aylık değişimleri bir miktar yavaşlarken, senelik enflasyonlarındaki yükseliş devam etmiştir.

Besin ve alkolsüz içecek grubu senelik enflasyonu 6,00 puan yükselerek yüzde 99,05 seviyesine ulaşmıştır. Fiyat artışlarının grup geneline yayılmış olduğu izlenirken, senelik enflasyon işlenmemiş gıdada 9,85 puan yükselişle yüzde 92,24, işlenmiş gıdada 2,42 puan artışla yüzde 105,32 olarak gerçekleşmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, işlenmemiş besin grubunda taze meyve ve sebze fiyatlarındaki yükselişin ekim ayında da devam ettiğine işaret etmiştir. İşlenmemiş besin alt grubu fiyatındaki artışta taze meyve ve sebzeye ek olarak yumurta, kuruyemiş, pirinç ile beraber süt ve kırmızı et fiyat gelişmelerinin tesiri hissedilmiştir. İşlenmiş besin alt grubunda ekmek-tahıl fiyatlarındaki artış eğilimi devam etmiş, peynir ve öteki süt ürünleri, şeker ile bağlantılı ürünler ve konserve sebze ürünleri öne çıkan öteki alt kalemler olmuştur.
Enerji tutarları ekim ayında yüzde 2,37 oranında yükselmiş, grup senelik enflasyonu 4,92 puanlık düşüşle yüzde 128,06 seviyesine gerilemiştir. Internasyonal ham petrol fiyatlarındaki artışa paralel olarak yüzde 3,15 oranında yükselen akaryakıt tutarları, enerji grubu ekim ayı fiyat artışında belirleyici olmuştur. Önceki aydan sarkan etkilerle fiyatı yüzde 7,17 oranında artış sergileyen şebeke suyunun yanı sıra fiyatı yüzde 2,19 oranında yükselen katı yakıtlar öne çıkan öteki kalemlerdir. Öteki taraftan, düşen internasyonal propan ve bütan fiyatlarını takiben tüp gaz tutarları yüzde 1,69 oranında gerilemiş ve grup fiyat artışını sınırlamıştır.

Kasım ayında fiyatı en fazla artan ürün belli oldu

Kasım ayında fiyatı en fazla artan ürün belli oldu

Hizmet tutarları ekim ayında yüzde 2,63 oranında yükselmiş, grup senelik enflasyonu 2,48 puan artışla yüzde 60,24 olmuştur. Bu zamanda senelik enflasyon tüm alt gruplarda yükselirken, eylül ayındaki görünümüne benzer şekilde kira ve ulaştırma hizmetleri öne çıkan alt gruplar olmuştur. Aylık artışın yüzde 4,87 oranında gerçekleşmesiyle, kira alt grubunda senelik enflasyon yüzde 41,24’e terfi etmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış veriler, kira alt grubunda aylık artışın önceki aya kıyasla zayıfladığını sadece yüksek seviyesini koruduğuna işaret etmiştir. Akaryakıt fiyatlarındaki gelişimleri takiben ulaştırma hizmetlerinde fiyatlar yüzde 1,97 oranında artmıştır. Bu alt grupta senelik enflasyon 4,22 puan yükselişle yüzde 102,20 seviyesine ulaşırken, otobüs ile kent içi ve havayoluyla yolcu taşımacılığı öne çıkan kalemler olmuştur. Lokanta-otel alt grubu fiyat gelişmelerini besin enflasyonundaki görünümle uyumlu olarak yiyecek hizmetleri kalemi sürüklemiştir. Öteki hizmetler alt grubu tutarları üstünde ise çeşitli bakım-onarım, sıhhat hizmetleri ve eğlence-kültür kalemlerinin yanı sıra ulaştırma sigortası etkili olmuştur.

Temel mal grubunda senelik enflasyon 2,16 puan artışla yüzde 79,65 olarak gerçekleşmiştir. Beyaz eşya fiyatlarındaki gelişmelerin sürüklediği dayanıklı mal alt grubunda fiyatlar yüzde 2,57 oranında yükselmiş, senelik enflasyon 2,51 puan artışla yüzde 92,47 seviyesine ulaşmıştır. Yeni sürem geçişinin yaşandığı giyim ve ayakkabı alt grubunda senelik enflasyon 1,01 puan yükselişle yüzde 40,63 olmuştur. Öteki temel mallarda fiyat artışları genele yayılmış, kişisel bakım ürünleri ve ev ile ilgili temizlik malzemeleri öne çıkan kalemler olmaya devam etmiştir. Bu alt grupta fiyatlar yüzde 2,96 oranında artmış ve senelik enflasyon 2,64 puan yükselerek yüzde 85,38 olarak gerçekleşmiştir. Öte taraftan, otomobilde meydana getirilen matrah düzenlemesinin aralık ayında belli bir segmentteki araçların tutarları üstünde aşağı yönlü tesir oluşturarak, grup enflasyonunu pozitif etkileyeceği değerlendirilmektedir.

Piyasa katılımcıları anketi kasım ayı sonuçlarına gore enflasyon beklentileri kısa vadelerde bir miktar yükselirken, daha uzun vadelerde gerilemiştir. 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,13 puanlık sınırı olan bir artışla yüzde 37,47 seviyesine yükselirken, gelecek yirmi dört aya ilişkin enflasyon beklentisi 0,41 puan düşüşle yüzde 20,76, 5 yıl sonrasına ilişkin beklenti ise 0,17 puan düşüşle yüzde 9,49 seviyesine gerilemiştir” ifadeleri kullanıldı.

ENFLASYONU ETKİLEYEN UNSURLAR VE RİSKLER

Özet metinde enflasyonu etkileyen unsurlar ve risklere ilişkin, “Jeopolitik risklerin dünya genelinde tutumsal etkinlik üstündeki zayıflatıcı tesiri artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel gelişme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır.
Türkiye’nin geliştirdiği stratejik özellikte çözüm araçları yardımıyla temel besin başta olmak suretiyle bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının negatif tesirleri azaltılmış olsa da internasyonal ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve internasyonal finansal piyasalar üstündeki tesirleri yakından izlenmektedir. Bununla beraber, gelişmiş ülke merkez bankaları yüksek enerji tutarları ve arz-talep uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar. Ülkeler içinde farklılaşan tutumsal görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artarak devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafınca geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlenmektedir.
Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarında, küresel risk iştahındaki iyileşmeye paralel olarak Kasım ayında hem borçlanma hem de hisse senedi piyasalarına girişler olmuştur. Öte taraftan gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizlerindeki oynaklık ve küresel finansal koşulların seyri gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarına ilişkin riskleri canlı tutmaktadır.

Liralaşma stratejisi kapsamında atılan siyaset adımlarının da etkisiyle Türkiye’nin Türk lirası eşeysel devlet tahvili getirileri bu zamanda başta uzun solukta olmak suretiyle benzer ekonomilere gore daha pozitif bir performans sergilemiştir.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açmış olduğu enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı tesirleri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının tesirleri, küresel enerji, besin ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu kuvvetli negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir.

Uluslarararası emtia tutarları ekim ayında sınırı olan bir artış sergilemiştir. Küresel talep koşullarında daha belirgin hale gelen zayıflama eğilimi sonucu yakın dönemde emtia piyasaları üstündeki baskının hafiflemekte olduğu izlenmektedir. Enerji hariç tutulduğunda, emtia tutarları ekim ayında bir miktar gerilemiştir. Dalgalı bir seyrin başat olduğu ham petrol piyasalarında ise fiyatlar arz yönlü kararlar sonucu terfi etmiştir. Pozitif yığın gelişimleri neticesinde internasyonal organik gaz fiyatlarında daha ılımlı fiyat hareketleri gerçekleşmektedir. Bu gelişmelerin yanı sıra internasyonal taşımacılık maliyetlerindeki düşüş eğiliminin korunduğu gözlenmektedir. Öteki taraftan, yakın dönemdeki hafiflemeye rağmen, enerjide birikimli maliyet artışının gecikmeli tesirleri yurt içi fiyatlar üstünde hissedilmeye devam etmektedir. Nitekim, ekim ayında yurt içi endüstri enerji tarifelerine organik gaz fiyatlarındaki artışların gecikmeli tesirleri yansımış, yükselen enerji maliyetleri üretici tutarları üstünde genele yayılan etkilerde bulunmuştur. Üretici fiyat gelişimleri sektörler bazında incelendiğinde, elektrik ve organik gaz fiyat ayarlamalarını takiben mühim artışlar gösteren elektrik-gaz-buhar ve iklimlendirme ile ham petrol-doğal gaz sektörlerinin yanı sıra giyim eşyası, rafine edilmiş petrol ürünleri, inşaat ile bağlantılı olan metalik olmayan mineral ürünler ile içecek sektörlerindeki fiyat artışlarının belirgin olduğu görülmüştür. Enerji kaynaklı gelişmelere karşın, mevsimsellikten arındırılmış üretici tutarları ana eğilim göstergeleri maliyet bazlı baskıların sürmekle beraber zayıflama eğiliminde olduğuna işaret etmiştir.

2022’nin ilk yarısında kuvvetli bir gelişme gerçekleşmiştir. Senenin ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Endüstri üretimi Eylül ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bundan önceki aya gore yüzde 1,6 oranında daralırken senelik bazda yüzde 0,4 oranında artış kaydetmiştir. Böylelikle senenin ilk iki çeyreğinde dönemlik bazda sırasıyla yüzde 1,8 ve 0,8 oranında artış gösteren endüstri üretimi, üçüncü çeyrekte yüzde 4,1 oranında azalmıştır. Bu zamanda çeyreklik bazda endüstri üretimindeki gerileme taşıt hariç imalat sektörleri geneline yayılmıştır. Perakende satış hacim endeksi (PSHE) ve kartla meydana getirilen harcamalar üçüncü çeyrekte artışını sürdürmekle beraber dönemlik bazda artış ivmeleri yavaşlamıştır.

İmalat endüstri üstündeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üstünde şimdilik sınırı olan olan tesirleri daha belirgin hale gelmektedir. Endüstri üretim gerçekleşmelerine ek olarak, tutumsal Yönelim Anketi, PMI ve sektörel itimat endeksleri benzer biçimde anket bazlı göstergeler ile öteki yüksek frekanslı veriler tutumsal faaliyette ivme kaybının devam ettiğine işaret etmektedir. İmalat endüstri firmalarının kayıtlı iç ve dış piyasa siparişleri ile geleceğe yönelik sipariş beklentilerine bakıldığında yurt dışı talepte daha belirgin olmak suretiyle toplam talepteki zayıf seyrin sürdüğü gözlenmektedir. Firmaların geleceğe dair yatırım beklentileri üçüncü çeyrekte dönemlik olarak yatay seyrederken istihdam beklentileri bundan önceki çeyreğe kıyasla düşmüştür. Bu zamanda meydana getirilen saha görüşmelerinden edinilen bilgiler de tutumsal faaliyete ilişkin söz mevzusu görünümü teyit etmektedir.

Üçüncü çeyrekte dönemlik bazda istihdam artışı tutumsal faaliyetteki ivme kaybı ile uyumlu olarak yavaşlamıştır. Aynı dönemde mevsimsellikten arındırılmış olarak işgücüne katılım oranı 0,4 puan gerilemiştir. Aylık bazda değerlendirildiğinde Eylül ayında işsizlik oranı bundan önceki aya gore 0,3 puan artarak yüzde 10,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. Anket göstergeleri ve yüksek frekanslı veriler ise istihdamdaki artış eğiliminin ivme kaybetmekle beraber korunduğuna işaret etmektedir. Öteki taraftan, istihdam kazanımları benzer ekonomilere gore salgın sonrası dönem incelendiğinde daha pozitif seyretmektedir. Bilhassa istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında gelişme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir.

Enerji ve altın ithalatındaki yüksek seyir cari işlemler dengesini negatif etkilemeye devam etmektedir. Cari İşlemler Dengesi eylül ayında 3 milyar ABD doları açık verirken, yıllıklandırılmış cari açık 5,7 milyar ABD doları artışla 39,2 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Ekim ayına ilişkin geçici dış tecim verileri ihracattaki ivme kaybının sürdüğüne işaret etmektedir. Enerji ve altın hariç olarak yavaşlama kaydeden ithalat ise yüksek seyreden enerji ve altın ithalatının etkisiyle enerjisini korumaktadır. Dış tecim açığında enerji başta olmak suretiyle emtia fiyatlarındaki artış kaynaklı gözlenen yükselişe rağmen hizmet gelirlerinde süregelen artış eğilimi cari işlemler dengesini desteklemeyi sürdürmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin oranı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan kuvvetli katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme ihtimali cari denge üstündeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için ehemmiyet arz etmektedir” denildi.

PARA POLİTİKASI

Para politikasıyla ilgili olarak ise şu ifadeler yer aldı: “Para politikası duruşu, enflasyon görünümüne yönelik risklerin kaynağına, kalıcılığına ve para politikası ile ne seviyede denetim altına alınabileceğine dair değerlendirmeler dikkate alınarak, davranışlarında ölçülü bir yaklaşımla sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefine ulaşılması odağında belirlenecektir.

Para politikasında sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda finansal istikrara yönelik riskleri de gözeten liralaşma odaklı bir yaklaşım sergilenmeye devam edilecektir. Kredilerin gelişme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde tutumsal etkinlik ile buluşması yakından takip edilmektedir. Ek olarak, son dönemde belirgin şekilde oluşturulan politikakredi faizi makasının duyuru edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir.
Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve ilave tedbirleri devreye alacaktır. Bu çerçevede, Liralaşma Stratejisi kapsamında uygulanmakta olan Türk lirası mevduata dönüşümü teşvik eden hedefler tamamlanmış olup bankaların yabancı para mevduatları için tesis edilen mecburi karşılıklara uygulanan komisyon oranları yıl sonundan itibaren yalnız Türk lirası mevduatın payına ilişkin belirlenen hedeflere gore farklılaştırılacaktır.

Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile beraber, küresel sulh ortamının tekrardan tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üstündeki tesirleri yakından izlenmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin daha da arttığı bir dönemde endüstri üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi ile arz ve yatırım kapasitesindeki yapısal kazanımların sürekliliği açısından finansal koşulların destekleyici olması eleştiri ehemmiyet arz etmektedir.

Kurul, söz mevzusu küresel belirsizlik ve risklerin yatırım ve üretim kapasitesi üstünde oluşturabileceği tesirleri ön alıcı bir anlayışla en aza indirebilmek ve bu şekilde arz sürekliliğinin ve cari fazla kapasitesinin korunması amacıyla firmaların üretime yönelik faaliyetlerinin finansman maliyetlerinin uygun seviyede belirlenmesini değerlendirmiştir. Bu çerçevede Kurul, siyaset faizinin 150 baz puan düşürülmesine karar vermiştir. Kurul, mevcut siyaset faizinin küresel öğrenci ilişkin artan riskleri dikkate alarak kafi düzeyde bulunduğunu değerlendirmiş, ağustos ayında başlatılan faiz indirim döngüsünün sonlandırılmasına karar vermiştir.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir halde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm siyaset araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir siyaset çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Bu süreçte, siyaset araçlarının Türk lirası mevduat gelişiminin desteklenmesi, APİ fonlamasının güvence yapısında Türk lirası eşeysel varlıkların artırılması, para takası (swap) miktarının kademeli şekilde azaltılması ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi istikametinde geliştirilmesine odaklanılacaktır.

Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, güvence ve likidite siyaset adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir. Uzun vadeli, durağan(durgun) getirili ve Türk lirası varlıklara talebin yükselerek getiri eğrisinin parasal aktarımın etkinliği yönündeki seyri yakından izlenmektedir. Kurul, kredilerin gelişme hızıyla beraber, hedefli alanlarda verimlilik kazanımları elde eden kredilerin finansman maliyetlerinin de aktarımın korunmasını sağlayacak şekilde gelişimini gözetecektir.

Bu çerçevede, Türk lirası likiditesinde ve dağılımında yaşanmış olan gelişmelerin mevduat ve kredi fiyatlamaları üstündeki tesirleri, döviz kurundaki gelişmelerin enflasyon üstündeki tesirleri, kur korumalı mevduat ürünlerine yönelik gelişmelerin ters para ikamesi, döviz piyasalarının derinliği ve istikrarı ve fiyat istikrarı üstündeki tesirleri çözümleme edilmekte ve lüzumlu siyaset tedbirleri oluşturulmaya devam edilmektedir.

Parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini güçlendirmek amacıyla uygulanacak politikalar aralık ayında açıklanacak olan 2023 Yılı Para ve Kur Politikası metninde kapsamlı olarak duyuru edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden kuvvetli göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları Liralaşma Stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yöntemiyle makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı pozitif etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sıhhatli ve sürdürülebilir bir halde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Kurul, fiyat istikrarının sağlanması için, kuvvetli bir siyaset koordinasyonuyla tüm paydaşları içeren bütüncül bir makro siyaset bileşimi oluşturulmasını desteklemektedir.

Kurul, kararlarını saydam, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecektir.”

[ad_2]

Kaynak link

Categories:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir